Saraybosna

Zamanda bir pencere açıp bir Osmanlı kenti 16. yy’da nasılmış görmek isterseniz Saraybosna’da Baščaršija’ya yani Baş Çarşı’ya gidin! Baş Çarşı kentin merkezinde yer alan meşhur bir Osmanlı çarşısı..

Bu resimde gördüğünüz yapı bir sebil ve çarşının tam merkezinde bulunuyor. Saraybosna hiç bozulmadan kalmış  bir kent. İnsanlar tarihe ve geleneklere son derece değer veriyor. Bizdeki gibi tarihi binaların arasından yeni binalar veya gökdelenler yükselmiyor. Pek çok güzel ve popüler restoranda börek, köfte ve geleneksel sulu yemekler satılıyor. Bizdeki gibi her yerde risottodur, pizzadır kovalamıyorlar. Bosna’nın tek zorlayıcı yanı her yerde sadece nakit harcamak zorunda olmanız. Fiyatlar çok uygun olduğu için, Bosna’da sizi çok ekonomik ve kilo alma garantili bir seyahat bekliyor.

Yaşasın Yemek:

Muhteşem Boşnak börekleri için;  Buregdzinica Bosna

En otantik Boşnak kahvesi için; Cadjdzinica Dzirlo

En güzel köfte için; Cevabdzinica Petica Ferhatovic

Boşnaklar inatları ile meşhurmuş, bu restoran adını sahibinin inadından alıyor; İnat Kuca

Saraybosna’yı yukardan seyredebileceğiniz; Kafe Kalemegdanska Tvrdjava

 

Barlar:

Board Room: Küçük ve tatlı mekan bizim favorimiz oldu. Bu bara yiyeceğinizi dışardan getirebiliyorsunuz. Buraya gelmeden önce Pekara KovaciKod Mahira’ya uğrayın, kaymaklı ve kuru etli pizzanızı paket olarak alın!

Zlatna Ribica Bar: İç tasarımı son derece ilginç bir bar!

Ülkenin Rakija shotları meşhur. Bu shotlar Doğu Avrupa’da yaygın olan sert ve aromasız shotlara benziyor. Tadını Gürcülerin Cha-chasına, Macarların Palinkasına ve hatta Çeklerin Becherovkasına benzetebilirsiniz.

Alışveriş:

Lisicalisica: Bosna’da Başçarşı’da genelde aynı tarz ürünler var. Eğer farklı bir şeyler arıyorsanız bu dükkanın tasarımlarına göz atın!

Gradska Trznica Markale Prerada: Bosna’nın kuru etleri ve kaymağı çok meşhur. Biz yoğurdu nasıl herşeyin yanında yiyorsak onlar da kaymağı herşeyle birlikte tüketiyor. Bu marketten perakende olarak taze taze yerel ürünleri satın alabilirsiniz.

Konaklama:

Konaklama için Başçarşı’ya yakın otelleri seçmenizi öneririm. Neredeyse herşey Başçarşı’da yer alıyor.

Gezilecek Yerler:

  • Gazi Hüsrev Bey Camisi
  • Latin Köprüsü

  • Başçarşı
  • Svroz’nun evi
  • Ferhad Paşa Cami
  • Morica Hanı
  • Bursa Bedesteni

Maalesef Saraybosna sadece yeme-içme, gezme ve tozmadan ibaret bir yer değil.. Bu şehir ne yazıkki çok fazla gözyaşı içeriyor.

Saraybosna’da attığınız her adımda karşınıza 1992-1995 yılları arasında yaşanan savaşın izleri çıkıyor. Binalarda kurşun  izleri, yerlerde şarapnel izleri, hemen her boş alana kurulan toplu mezarlar, tüm bunlar insanın ruhundan bir parçayı alıp götürüyor..

Şehirde bir çok yerde katliamın boyutlarına yakından şahit olacağınız savaş müzeleri var. Bunlar arasında Srebrenitsa katliamının fotoğraf sergisi,  War Chlidhood Müzesi ve Umut Tüneli dikkat çekiyor. Özellikle Srebrenitsa sergisine gittiğinizde, içerden yaşlandığınızı hissederek çıkacaksınız…

Bosna savaşı Sırplar ve Bosnalı Müslümanlar arasında yaşandı. Aslında burada yaşananlara savaş demek biraz zor çünkü burada yaşanan şey bir katliam… Özetle anlatmak gerekirse Yugoslavya yıkıldıktan sonra 1992 yılı itibariyle Sırplar, silahlanmaya başladı ve Bosnalıları buldukları heryerde katletmeye başladılar. Buna karşılık Bosnalıların silahı taş ve sopa, tankları ise taksiler olmuştu. Savaştan sonra Bosnalı taksiciler, savaş sırasındaki kahramanlıklarından dolayı en yüksek askeri nişanla ödüllendirildiler.

20. yy’da Avrupa’nın orta yerinde binlerce insan sokaklarda öldürülürken dünya sesizce izliyordu. Birleşmiş Milletler neden birleşmiş kimse anlamıyordu! Ben hatırlayamıyorum ama savaş boyunca Türkiye Bosna’ya her türlü yardımda bulunmuş. Orada tanıştığımız bazı kişiler bize ‘Türkiye bizim abimizdir’ dedi ne kadar duygulandığımı anlatamam..

Srebrenitsa Katilamı

Savaşın son yılında, takvimler 11 Temmuz 1995’i gösterdiğinde Bosna’da insanlığın en büyük dramı Srebrenitsa Katilamı yaşandı. Srebrenitsa çoğunluğun Müslüman olduğu bir şehirdi ve bu şehir Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilmişti. BM koruması altındaydı. 1995 yılına gelindiğinde Sırıplar, komutan Kasap Mladiç önderliğinde şehri geri almaya karar verdi. BM’nin kararı ile o dönemde silahsızlanma başlamış ve Bosnalıların ellerindeki silahlar toplanmıştı. Şehir BM’nin Hollandalı askerleri tarafından korunuyordu. Sırp askerler, Hollandalı BM askerlerinin bazılarını rehin aldı. Buna karşılık Hollandalı BM komutanı şehri Sırplara teslim etti.

Böylelikle Mladiç ve askerleri Srebrenitsa’ya girdi ve askerler 10000 kişiyi esir alıp 5 gün boyunca 8372 kişiyi kadın, çocuk demeden öldürdü.

Daha ne kadar kötü olabilir demeye kalmadan Sırp askerler, kimlikleri tespit edilmesin diye cesetleri parçalayarak toplu mezarlara gömdüler.

Mezarlar bulunana kadar yakınları, akrabalarını aylarca çaresizce aradı. Ölenlerin kimlikleri ancak DNA tespiti ile yapılabildi ve bugün hala bulunamayan insanlar var..

Bosna savaşında 12.000’ni çocuk toplam yaklaşık 200.000 kişi hayatını kaybetti..

“Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?”  Bu soru ölmeden önce küçük bir çocuğun annesine son sorduğu soruymuş. Bir röportajda çocuğunun mezarı başında bir anne anlatmış bunu…

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s