Moskova

Rusya mutlaka görülmesi gereken çok köklü tarihe sahip ve alışılmışın dışında bir ülke. Orda olduğumuz her gün neden daha önce gelmediğimizi ve bu ülkeyi neden bu kadar sona sakladığımızı düşündük. Rusya bir turizm merkezi değil. Sanıyorum ülkenin sosyalizm nedeniyle uzun yıllar dünyaya kapalı kalması, sosyalizm sonrası gelen kriz ve uzun süren kışlar ülkenin bu anlamda geri planda kalmasına neden olmuş. Hem Moskova’nın hem de St. Petersburg’un ayrı ayrı güzellikleri var. Özellikle St. Petersburg’un Avrupa’nın herhangi bir şehrinden eksik kalır yanı yok. Hatta belki de pek çoğundan daha güzel. Her iki şehir de hem Avrupa şehirleri gibi önünüze görkemli yapılar sunuyor hem de her an daha önce alışık olmadığınız bir kültürle sizi şaşırtıyor. Biz size Rusya’dan hem Moskova’yı hem de St. Peterbug’u anlatacağız. İlk olarak Moskova ile başlayalım;

Moskova’da gezilmesi gereken yerler:

Kremlin Sarayı, Aziz Vasil Katedrali, Kızıl Meydan, Arbat caddesi, Bolşoy Tiyatorsu, Dostoyevski Heykeli

Müzeler:

Metro İstasyonları:

Metro İstasyonlarını gezmek kulağa biraz tuhaf geliyor. Ancak Moskova’da metro istasyonları bildiğiniz istasyonlardan değil. Özellikle kahverengi hat üzerinde bulunan metro istasyonlarının güzelliği sarayları aratmıyor. Sadece 5 TL’ye tüm hattı hiç üşümeden gezebilirsiniz 😊

Puşkin Müzesi:

Puşkin Müzesi sizi çok şaşırtacak çünkü içerisinde her yerde repliklarını ve resimlerini gördüğümüz en popüler yunan heykellerini içinde bulunduruyor.

Bu müzede David heykelini, uğruna Osmanlı’nın bile kavgaya karıştığı, Dali’nin tablosuna konu olan kolları kırılmış Afrodit heykellini, disk atan olimpiyat heykelini ve daha yüzlercesini dünya gözüyle görebilirsiniz. Ayrıca Mısır ve İtalya’dan çok önemli eserler bu müzede sergileniyor.

*Dali’nin tablosu: The Hallucinogenic Toreador

Gorky Evi:

Makism Gorky’nin evi art deco mimarisinin en iddialı örneklerinden. Bu tarza ilgi duyuyorsanız bu evi mutlaka ziyaret etmelisiniz. Bu ev çarlık döneminde inşa edilmiş ve devrimden sonra her şey gibi o da devlete devredilmiş. Bu dönemde ev Gorky’e tahsil edilmiş. Evin şaşalı ve gösterişli hali Gorky’nin sosyalist ideallerine ters düştüğü için bu evde yaşamak istemezmiş. Bana keşke bir apartman dairesi verselerdi diyip dururmuş. Ancak ölene kadar bu evde yaşamış. Çok küçük yaşlarda çalışmaya başlamak zorunda kalan Gorky, Rus işçi sınıfının yaşamını çok yakından tanımış ve gözlemlemiş. Gorky, Ana, Ekmeğimi Kazanırken, Çoçukluğum- Ezilenler gibi önemli kitaplar yazmıştır.

Restoran ve Kafeler:

Puskin Kafe

Tarihi atmosfere sahip 3 katlı bir restoran. Her katı ayrı ayrı güzelken 2. Katı bir kütüphane ve içerde canlı arp dinletisi var. Bu nedenle yemek yemek için 2. katta rezervasyon yapmanızı öneririz. Yemekler geleneksek Rus mutfağını yansıtıyor geleneksel borç çorbası bizim favorimiz oldu.

Puşkin Pastanesi:

Puşkin Kafenin hemen yanında yer alıyor ve son derece royal bir atmosferi var. Küçük bir pasta yemek veya kahve içmek için mutlaka uğramalısınız.

 

Turandot:

Bu restorana Puşkin Pastanesinin içinden geçebilirsiniz. İçerisi bir balo salonu kadar gösterişli ve ihtişamlı, tuvaletlerine bile hayran kalacaksınız!

White Rabbit:

Moskova sosyetesinin fine dine restoranlarından biri. Biz gitmedik ama oldukça şık ve tercih edilen modern tarz bir restoran.

 

Busco Pastanesi:

GUM alışveriş merkezinin içinde art deco mimariye sahip bu kafede kendinizi piremsesler gibi hissedecek, muhteşem porselenlerine hayran kalacaksınız.

Alışveriş:

GUM

Lafayette, Harolds veya Saks Fifth Avenue gibi lüks bir alışveriş merkezi. Buranın içinde yer alan süpermarkette çok şık lokal markaların çikolatalarını, peynirlerini ve votkalarını bulabilirsiniz.

Izmailovsky Market

Burası hediyelik eşyaların satılığı açık hava marketi. Matruşkalar, geleneksel Rus şapkaları, kürkler, şallar ve çeşitli hediyelik eşyalar var. Hemen yanında ise renkli görüntüler alabileceğiniz çocuk eğlence köyü var.

 

Yeliseev’s Food Hall

Hem Moskova’da hem de St.Petersburg’ta rastlayabileceğiniz tarihi bir süper market. Ürünler oldukça pahalı ancak bir şeyler almasanız bile mutlaka uğramanızı öneririz. Bu market 1903 yılında kurulmuş ve oldukça eksi bir tarihe sahip, Anna Karanina romanında da zaman zaman bahsi geçiyor.

Astro Food:

Kozmonotların uzayda yemesi için üretilmiş uzay yiyecekleri Rusya’da metro çıkışlarında otomatlarda satılıyor. Halk arasında bu yiyecek türü nedense oldukça popüler. Seçenekler arasında çorbalar, ana yemekler ve tatlılar var.

 

Vize Süreci:

Rusya Türk vatandaşlarından vize istiyor. Ancak vize süreci çok zor değil çok kısa süre içinde çıkıyor.

Vize evrakları arasında kalacağınız otelden ıslak imzalı bir davetiye olması gerekiyor. Oteller bu davetiyeleri size depozito karşılığında gönderiyor ancak posta ile ulaşması zaman alacağından en az 1 ay öncesinden bu evrağı otelden talep etmelisiniz. Aksi halde vize danışmanlık şirketlerine ciddi bir meblağ ödemeniz gerekecektir.

Gelecek yazı: St. Petersburg

Kısa Rusya Tarihi

 

Rusya’nın tarihi 800’lü yıllardan başlıyor. Tarihi boyunca sayısız olay ve savaş yaşanan Rus İmparatorluğunda en çok duyduğumuz isimler arasında;

 

-Acımasızlığı ile tanınan Korkunç İvan,

-Sıcak denizlere inme politikasını takip eden, reform hareketleri ile Rusya’yı güçlendiren, St. Petersburg’u Avrupa’ya açılan bir pencere yapan reformist Çar Deli Petro,

-Aileye gelin olarak katılan ve çariçe makamına ulaşan fatih Katerina,

-Bolşevikler tarafından ailesi ile birlikte infaz edilen, İngiltere Kralı George’un kuzeni son çar, yakışıklı Nikolay gibi isimler var.

 

Rus İmparatorluğu, tarih sahnesinin önemli ve güçlü bir oyuncusuyken zamanla gücünü kaybetti ve 1.Dünya Savaşı sırasında Marksist Lenin’in başını çektiği monarşi karşıtı Bolşevikler tarafından 1917’de Ekim Devrimiyle yıkıldı. Bu tarihten sonra Rusya sosyalizm devlet yapısıyla yönetilmeye başladı. Eski imparatorluğun sömürge devletleri de dahil edilerek Sovyetler Birliği kuruldu.

 

Lenin Bolşevik Devrimi’nin ideolojik ve siyasi önderi ve Sovyetler Birliğinin kurucusuydu. Lenin erken ölümünün ardından Stalin ve devrimin günümüzde unutulmuş adamı Troçki* arasında iktidar savaşları yaşandı ve bu savaşı Stalin kazandı. Böylelikle 1924’te Stalin dönemi başladı. Stalin Sovyet sistemini inşa etti ve 2. Dünya savaşını kazandı.

Stalin’in iktidara geldiği dönemde ülke her açıdan zor bir durumdaydı. Stalin Rusya’nın gelişmiş ülkelerin en az 100 yıl gerisinde olduğunu düşünüyordu ve yabancı sermaye almadan sanayileşmenin yollarını arıyordu. Bu noktada bir üretim çılgınlığı başladı. Halk kurulan fabrikalara yönlendirildi. Çalışmak için getirilen işçiler 6 metre karelik odalara bölünmüş evlerde zor koşullar altında komün halinde yaşamaya başladılar. Bu dönemde ülkenin tüm kaynakları endüstrileşme için seferber edildi. Varlıklı ailelerin mülkleri ellerinden alınmış ve özel mülkiyet kavramı ortadan kaldırılıp tüm yapılar ve tarlalar kolektifleştirilmişti. Stalin kısa sürede büyük başarılara ulaştı, ekonomi büyüdü ve güçlendi, Rusya dünyada Süper güç oldu. Halka ücretsiz hizmetler sağlandı. Öte yandan halkın tek hayatı çalışmak olmuş, hayat standartları temel ihtiyaçlarının karşılanması dışında oldukça kötüleşmişti.

 

Troçki: Stalin’in iktidara geçmesinin ardından Troçki ülkeden sürüldü, Türkiye dahil olmak üzere pek çok ülkede yaşadı, ömrünün son yıllarını Meksika’da geçirdi, bu dönemde Frida Kahlo ile bir birlikteliği oldu. Troçki, 1940’da Meksika’da Stalin’in emri ile öldürüldü. Netflix’de onun hayatını anlatan Troçki adında bir Rus dizisi var. Dizi Lenin, Stalin ve Troçki’nin zalimliklerine değinirken, Stalin’in hepsinden daha acımasız olduğunu ve onun yerine Torçki gelseydi daha ılımlı bir Sovyet Rusya politikası izleneceği mesajını veriyor.

O dönemde herhangi bir uygulamaya itiraz etmek, hak talep etmek veya Stalin’e karşı çıkmak dile getirilebilecek bir durum değildi. Çünkü bu dönemde komünizm karşıtlarını temizlemek için gizli Sovyet polisi NKVD önderliğinde ‘Büyük Temizlik’ kampanyası başlatıldı. Bu kapsamda komünizm karşıtı siviller, politikacılar, sanatçılar ve kulak adı verilen eski arazi sahipleri tutuklandı ve binlercesi idam edildi (bazı kaynaklar bu sayıyı 1 Milyon kişi olarak veriyor). İdam edilmeyenlerse ülkenin çeşitli yerlerinde kurulmuş Gulag adı verilen çalışma kamplarına gönderildi. Bu kampları Nazi kamplarına benzetmek mümkün. Kesin sayılar bilinmese de bazı kaynaklar 14 milyon insanın bu kamplara gönderildiğini söylüyor. Moskova’ya gittiğinizde bu kamplardan kalanlarla kurulmuş olan Gulag müzesini ziyaret edebilirsiniz. Büyük Temizlik,  çalışma kampları, zorunlu göçler, Polonyalı subayların öldürüldüğü Katyn katliamı ve Ukrayna’da 10 milyon insanın öldüğü Holomodor kıtlığı ile tam sayısı bilenemeyen milyonlar, Stalin’in yönetiminde hayatını kaybetti.

Stalin 2. Dünya savaşındaki kahramanlığı ve ülkeyi ayağa kaldırması nedeniyle sevilen bir lider olduğu öne sürülüyor. Ülkesi için yaptığı fedakarlıklar aşikar ancak öte yandan tüm bunları yaparken yürüttüğü politikanın hümanist olduğunu söylemek zor. Bugün onun taraftarı olan Ruslar, işlediği suçların zalimliğini kabul ediyor ve bununla birlikte her şeyi zorunda olduğu için yaptığını ve onun saygı duyulması gereken güçlü bir lider olduğunu söylüyorlar. (Buna Gulag kamplarında gönderilen bazı eski mahkum Ruslar da dahil) Öte yandan onu eleştiren pek çok kişide var.

Açıkçası komünizmi değil belki ama onun uygulayıcılarını eleştirmek son derece doğal. İster komünist bir lider olsun isterse kapitalist, başarılı olmanın yolu insanları infaz etmekten, korkutmaktan, özgürlüklerini ve yaşam koşullarını kısıtlamaktan, zorla çalıştırmaktan, ezmekten ve sömürmekten geçmemelidir diye düşünüyorum.

Ve tam bu noktada Atatürk’ün nasıl bir lider olduğunu bir kere daha hatırlayalım diyorum..

Stalin’den sonrası, Soğuk Savaş Dönemi ve sonrası:

Stalin’in ölümünden sonra yönetimi devralan Kruşev Anti-Stalinizim dönemini başlatıp Gulag kamplarını kapatmış, politik suçluları serbest bırakmış ve halkın yaşam koşullarını iyileştirmek adına çeşitli adımlar atmıştır.

Soğuk Savaş:

Soğuk savaş, iki Süper güç olan ABD önderliğinde Batı Blok’u ile Sovyetler Birliği’nin önderliğinde Doğu Blok’u ülkeleri arasında 1947’den 1991’e kadar devam etmiş olan uluslararası siyasi ve askeri gerginliktir. Rusya’nın başını çektiği Sovyetler Birliği, Doğu Avrupa’daki birçok devletle Varşova Paktını imzalayarak Doğu Bloku’nun önderliğini üstlendi. Buna karşılık Batı Blok’u ülkeleri de NATO örgütünü kurdular. Batılı devletler, Sosyalizmin yayılmasını önlemek adına Sosyalizme karşı Demir Perde kavramını oluşturdular. Perde’nin sembolü olan Berlin Duvarı ve Checkpoint Charlie‘yi  sınır kabul ettiler. Bu dönemde ABD, sosyalizm tehlikesi altında olduğunu düşündüğü ülkeler için Marshall yardım planlarını oluşturdu. Birbirine karşı silahlanma yarışında Küba ve Jüpiter misil krizleri yaşandı. Rusya misillerini Küba’ya yerleştirirken, ABD Türkiye’yi ittifakı olarak seçti. Türkiye o zamana kadar ABD’yi yakın dostu bilirken birde baktı ki bir nükleer krizin ortasına düşmüş..

Stalin’inde ölümünün ardından zamanla ekonomik ve askeri açıdan Batı Bloku’nun gerisinde kalan Doğu Bloku, 1990’lı yıllarda parçalandı. Bu parçalanmayı Gorbaçov yönetimindeki Sovyetler Birliği’nin kendisi de izledi. Bütün Sovyet Cumhuriyetleri birer birer bağımsızlıklarını ilan ettiler ve 1991 yılında Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti de bağımsız bir ülke haline gelerek Rusya Federasyonu oldu.

Daha sonra Yeltsin döneminde liberalleşme ve özelleştirme politikaları uygulanmaya başlandı ve bu durum fiyatların aynı yıl içinde 26 kat artmasına neden oldu. Bu dönemde çok ciddi ekonomik sıkıntılar oluştu ve Rusya dünya genelinde itibar kaybına uğradı.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s